24 Haziran 2004’te, aşağıdaki haberi gazetede okurken bir yandan da oğlumun doğum günü heyecanını yaşıyordum.
"Başka bir dile çevrilmesi en zor kelime belirlendi. Bin dilbilim uzmanının seçtiği en zor kelime, güneydoğu Kongo'da konuşulan Tshiluba dilindeki 'iluga'. İluga, 'Her hangi bir kötü muameleyi ilk seferinde affetmeye hazır, ikincisinde hoşgörü gösteren, ama üçüncüsünde asla affetmeyen kişi' demek."
Kendi kendime gülümseyerek "Bak sen şu işe" dediğimi hatırlıyorum, "biri Kongo'da beni tarif etmiş!".
Aradan bir ay geçti. 23 Temmuz 2004'te yeniden yapılanma nedeni ile şirketim ile yollarım ayrıldı. Bu değişikliğe şaşırmadım. Bir süredir iş hayatımda değişiklik yapmak istiyordum ancak ne yapacağıma, nasıl yapacağıma karar veremiyordum. Cesaretimi toplayıp da radikal kararı alamıyordum. Ben karar almakta tereddüt edince hayat bana yardımcı olmuştu işte, hediyesini sunmuştu! Şirketimden geleceğime gülümseyerek ayrıldım.
Sonra hayatımda her şey akmaya başladı...
İlk olarak, beni tarif ettiği için, 'iluga'yı kişisel markam yapmaya karar verdim. Grafiker olan sevgili kardeşim logo'mu hazırladı. Ardından eşimin, kardeşimin, oğlumun sevgi dolu katkıları ile bu internet sitesi ortaya çıktı.
Bu arada yeni eğitimler başladı. Peşpeşe bir sürü eğitim, yeni konular, yeni insanlar, yeni deneyimler...
Daha da derinlere dalan kendimle yüzleşme ve kendimi keşfetme yolculuğum bu şekilde başlamış oldu...
'İluga' benim için bir dönüşümün simgesi oldu... Çünkü özüme yolculuk sürecimde, ‘affetmeye hazır', ‘hoşgörü gösteren' ve ‘affetmeyen' kelimelerinin bendeki karşılıkları ile yüzleştim, kabul ettim, değişmeyi seçtim ve özgürleştim...
Kendimle yüzleştikçe, kendimi keşfettikçe hayatımın bundan sonrasında yapmak istediklerimi de keşfettim.
Koçluk eğitimleri aldım, Koçluğun bana hiç de uzak olmayan bir kavram olduğunu gördüm, iş hayatımda da özel hayatımda da koçluğu zaten uygulamakta olduğumu farkettim.
Bireysel Gelişim Eğitimleri ortamında olmanın, bilgimi ve deneyimlerimi paylaşmanın keyfini yaşadım.
24 Ağustos 2005'te İLUGA Eğitim&Danışmanlık&Organizasyon&Tasarım şirketimi kurdum.
26 Ağustos 2005'te bir arkadaşımdan İluga'nın Estonya dilinde "güzellikle" demek olduğunu öğrendim. Ayrıca And dağları eteklerinde nehir üzerinde güzel, tarihi bir kasabanın ve Endonezya'da bir yerli köyünün ismi İluga imiş. 20 Ocak 2008’te bilişim alanında kullanılan Genetik Algoritma ile Aşamalı Öğrenme metodundan (Incremental Learning Using Genetic Algorithm-ILUGA) haberdar oldum.
Yolculuğum hala devam ediyor ve devam edecek... Bu bitmeyen bir yolculuk... Yaşamak, Öğrenmek, Yaşamak, Öğrenmek,...
Bana yazın , duygularımızı, düşüncelerimizi, hedeflerimizi, yaşadıklarımızı paylaşalım, canıgönülden konuşalım. Beraber öğrenelim, beraber kazanalım. Gülelim, ağlayalım, kızalım, sakinleşelim, bağıralım, susalım,... Yani yaşayalım, hani şöyle dolu dolu'sundan...
Aşağıya bir derginin Temmuz 2005 sayısında çıkan bir yazıdan bir parça koyuyorum. Okudum ve çok hoşuma gitti, sizinle de paylaşmak istiyorum. Yelkenleriniz rüzgarla dolu olsun...
"Hayatta bazen gemilerini limana çekmiş ve iplerle sıkı sıkıya bağlı ürkek denizciler gibi davranıyoruz. Altlarımızda son model tekneler olsa bile önümüzdeki uçsuz bucaksız denizlere açılmak konusunda ürkek davranıyoruz, çünkü zaten doğduğumuzdan itibaren tüm yaşam süremiz boyunca 'güvenli limanlara demir atmak' üzerine bir öğreti öğretiliyor size. Hele ki ülkemizdeki gibi 'inşallah, maşallah, hayırlısı olsun' toplumu içindeyseniz iyice renkleniyor durum. Çevrenizdeki insanların hepsi birbirinden ödlek ve sizi de sürekli 'Aman ha, otur oturduğun yerde, sonra görürsün gününü' üzerine güdüyorlar. Ülkenin yarısı devlet memuru olup, kendini güvene alma derdinde; diğer yarısı ise Sayısal Loto'dan gelecek paralarla kurtaracağı hayatının hayalinde... Siz çıkıp çok cesurca bir şeyler yaptığınızda ya da teşebbüs ettiğinizde ise ya sizi vazgeçirmek için herkes üstünüze çullanıyor ya da baltalamak için elinden geleni yapıyor. Çünkü sizin altınızdaki gemiyle denizlere açılmanız demek, onun limanda 'güven' içinde duran teknesinin, o limandaki varlık nedeninin çökmesi demek ve kendisinin de kendisiyle yüzleşmesi, korktuğunu kendine itiraf etmek durumunda kalması, daha da ötesi kendisinin de denize açılabileceği gerçeğiyle yüzleşmesi demek ki, bu en büyük korku (komik bir biçimde). Fakat farkında değil ki limandan hiç açılmayan ve sürekli bağlı kalan teknelerin tabanı bir süre sonra çürür..." (Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş)
Sevgiler,
Berna Esin